1 Kas 2011

Çocuğun parktan azami fayda almasına çalışan baba


-Hadi ama kaysana güzel güzel, bak kardeşlere!
-Sallanalım mı, bak boş salıncak? Kaçırmayalım
-Bak kardeşler koşup oynuyor, katılsana aralarına
-İp merdivenden çıksana daha zevkli, bak herkes oradan çıkıyor
-döner kaydırak çok keyifli gibi ha ne dersin?
-Neden sıkılıyorsun, bin daha
-İnme inme eğlenmiyor muyuz?

Hayır eğlenmiyoruz şehirli baba, sen de eğlenmiyorsun. İstiyorsun ki sadece hafta sonları yarım saatliğine parka getirdiğim çocuk, 1 haftalık eğlence depolasın. Her bindiği oyuncaktan inanılmaz keyif alsın, yüzünden gülücük eksik olmasın, sosyal olsun diğer çocuklarla oynasın, 100 defa kaydıraktan kaysın, neşe dolu kahkahaları parkı çınlatsın… ama öyle olmuyor işte.

Anne çocuğu parka getiriyor, bırakıyor, geçip bir banka oturuyor, uzaktan oynamasını izliyor. Diğer çocuklarla kavga etse bile kalkıp müdahale etmiyor. İstiyor ki kendi oynasın, kendi kavga etsin, sorunlarını kendi çözmeyi öğrensin. Yanına gelip de “anne şu çocuk bana vurdu" deyince senin gibi, hangisi diye kahveden adam toplar gibi 5 yaşındaki sabilere gözdağı vermiyor.

Sen çocuğun başında, eğlence ölçer gibi dikilip her yaptığı hareketin ardından “nasıl ama eğleniyoruz değil mi?” diye sorarsan, kardeşlerle oyna diye çocuğu zorla istemediği birliktelikler içine itelersen, sırf sıra yok diye salıncağa bindirmeye kasarsan o çocuk eğlenmiyor benim güzel babam. Sen istiyorsun ki eğlensin, ama olmuyor işte.

Anne gibi yap, çocuğu bırak git bir köşeden, uzaktan izle. Bırak o dilediği gibi oynasın. Her an yanındayım, eğlencede de bir, üzüntüde de bir diyerek çocuğun başından ayrılmazsan, eve dönünce annenize, “ay bir eğlendik bir eğlendik sorma!” diye işkembeden sıkarsan yanlış yaparsın. Ondan sonra çocuk “ben parka annemle gitmek istiyorum" diye tutturunca, “ama neden varsıl? Geçen çok eğlenmedik mi?” diye mal mal bakınıyorsun.

- abisi hadi buna da top atın bu da vursun bi kere!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder