12 Ağu 2011

ilişkideki tüm angarya işleri erkeğin yapması


daha önce çeşitli kereler dedik, kadın ilişkideki varlığını yeterli bulan bir yaratık. seninle bir ilişkiye başlamışım ya daha ne istiyorsun gibisinden bir tutum içinde, bundan dolayıdır ki ilişkinin kıyı köşe hiçbir işine karışmamayı uygun görüyor. hal böyle olunca da ilişkinin bütün angarya işleri erkeğe kalıyor. karar alma süreçlerinin merkezinde sürekli erkek var, nereye gidilecek, nasıl gidilecek, ne kadar kalınacak, nasıl dönülecek bunların hepsine karar vermesi gereken taraf erkek tarafı. kadın ise bu sürecin sadece onay kısmında durup, hıhı, olur, bana uyar, tamam, vs. demekle mükellef.

işte böyle böyle sırtımıza çıkarıyoruz kadın kısmını. sevişilecek mi, ikna eden erkek, yer ayarlayan erkek, sevişmeyi başlatan erkek, bitiren erkek, sevişme sonrası evi toplayan erkek, çıkışta etrafı kolaçan eden erkek, dönüş yolunda akbil’i basan erkek. ee kadın ne yapıyor? sevişmeye ikna oldu ya lan daha ne yapsın? evet, işte kadının mantığı bu; ben sevişmeye izin verdim. iyi güzel allah razı olsun da ben tek başıma mı seviştim arkadaşım? zevk almasını biliyorsun ama olay yer minderini kaldırmaya geldi mi yoksun.

anlamıyorum otobüse binince güneş gelmeyen tarafı tespit etme işi bile erkeğin arkadaş. kız sesini dahi çıkarmaz, geçer oturur ama güneş vurdu mu en çok yakınan yine kız. e peki bacım yardım etsen ya adama? elini biraz da sen taşın altına soksan ya. ilişkinin ne kadar angarya işi var eşek gibi erkeğe yüklemesen ya. hani hayat ortaktı, müşterekti falan filan? niye bütün eften püften işler bize kalıyor. nüfus cüzdanını kaybedince, mesela, niye beni arıyorsun arkadaşım? nüfus memuru muyum ben, git çıkart, ama olur mu 45 derece sıcakta belediye otobüsünde nüfus memurluğuna gidip, oradaki memurlarla dalaşacak bir salak bulmuşsun ne demeye sen gideceksin ki.

senin varlığın yeter!

ağzımıza sıçtılar uyanın artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder