5 May 2011

Herkesin ayağını kaydırmaya çalıştığı plaza kadını


nadiren de olsa, öğle yemeklerimi plazaların, iş merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerdeki restoranlarda, kafelerde yeme zorunluluğum doğuyor. öğle vakti iğne atsan yere düşmeyecek yoğunlukta olan kafeye giriyorum, boş bulduğum ilk yere oturuyor, hızlıca sipariş verip, hızlıca yemeğimi yiyor ve kaçıyorum. topu topu yarım saat falan sürüyor böyle mekanlarda takılma sürem, ama bu kısacık süre içinde bile fark ettim ki, plazalarda, iş merkezlerinde çalışan kadınların %98’inin ayağı kaydırılmak isteniyor. üstleri, amirleri, takım arkadaşları mutlaka bunlara takmış oluyor.

ulan hesaplıyorum, konuşulanları dinliyorum ortaya korkunç bir gerçek çıkıyor. plazalarda çalışan kadınların tümü birbirine takık arkadaş. hepsinin bir adet yakın iş arkadaşı var ve akşama kadar ona “serap hanım benim üzerime oynuyor”, “feryal resmen benim yılmamı bekliyor”, “şermin’i gördün mü? dün ne diyordu bugün beni nasıl sattı anında”, “istediği kadar benim suçum olduğunu söylesin, o merve karısı bana takık zaten”, vs. türü cümleler kuruyorlar.

arkadaş bu plazalarda birbiriyle iyi geçinen, iş üreten, verimli çalışan bir kadın grubu yok mu allah aşkına? sonra deniyor ki “kadınları çalıştırmak istemiyorlar”. ama arkadaşım siz akşama kadar kim kimin ayağını kaydırıyor, kim kimin üzerine oynuyor, kim kimin işten çıkması için patronlara laf yetiştiriyor türünden muhabbetler yaparsanız işler nasıl bitecek amına koyim? sigara içerken bu konu, yemekte bu konu, çay molasında bu konu. arkadaş sanki wall street’te çalışıyorsunuz da ayağınızı kaydırmak için millet sıraya girmiş. yok mu aranızda ayağı kaydırılmaya çalışılmayan bir kadın?

kadınlar, “acaba kim benim ayağımı kaydırmaya çalışıyor?” düşüncesine harcadıkları enerjinin bir kısmını işe kanalize edebilseler bugün türkiye çok başka noktalarda olurdu yemin ediyorum. bu konunun konuşulduğu ortamdaki negatif elektrik, olumsuz reiki türkiye’nin anasını sikiyor. plaza bölgesinden yükselen “ayağım kaydırılacak” endişesindeki kadın elektriği sikip bırakıyor güzelim ortamları. bu düşüncedeki her bir kadın, başka 10 kişinin de enerjisini emiyor. hızlı hızlı sigara içişleri, boyunlarındaki giriş kartları, gömleğin 3. düğmesinden görünen pahalı sutyenleri, dar siyah etekleri ve sürekli kaydı kayacak ayakları ile amına koyuyorlar canım ülke elektriğinin.

bugün mayıs ortasında soğuk havalarla cebelleşiyorsak, bunda bu kadınların payı yadsınamayacak ölçüde fazladır. resmen orta dünyaya döndük bunların pis elektriği yüzünden. patronlara sesleniyorum siktir edin pozitif ayrımcılık laflarını falan, işe aldığınız her kadına “siz işinizi iyi yaptıkça kimse sizin ayağınızı kaydıramaz” güvencesi verin. yemin ediyorum, 1 yıla kalmaz g-7’ye girer, orayı g-8 yaparız.

bitsin bu pis elektrik artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder