4 Oca 2011

tamirci çırağı şarkısındaki eyyamcı usta


şarkıyı her dinlediğimde içinde birbirinden farklı yaşamlar barındırdığının farkına varıyor, küçük insanların hayatlarını anlatan bağımsız bir film izlemiş gibi oluyorum. daha önce tamirci çırağı şarkısındaki zengin orospuya değinmiştim, bu sefer dikkatimi usta çekti. şarkıyı ilk dinleyen birisi için bu usta hemen hulusi kentmen biçiminde ete kemiğe bürünür, olmadı bir nubar terziyan gelir gözlerinin önüne ama eğer siz de benim gibi bu şarkıyı binlerce kere sindire sindire dinlemişseniz aslında o ustanın bir hulusi kentmen değil de ahmet çakar olduğunu görürsünüz.

neden? tek bir şeye bakmak yeterli şarkının sözleri, bari sözlerini de yazayım da tam olsun;

gönlüme bir ateş düştü yanar ha yanar yanar
ümit gönlumun ekmeği umar ha umar umar
elleri ak yumuk yumuk ojeli tırnakları
nerelere gizlesin şu avucun nasırları

otomobili tamire geldi dun bizim tamirhaneye
görür görmez vurularak başladım ben sevmeye
ayağında uzun etek dalga dalga saçları
ustam seslendı uzaktan oğlum al takımları

bir romanda okumuştum buna benzer bir seyi
cildi parlak kağıt kaplı pahalı bır kıtaptı
ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız
yine böyle bir durumda tamirci cırağına

ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları
arkası puslu aynamda taradım saçlarımı
gelecekti bugün geri arabayı almaya
o romandaki hayali belki gercek yapmaya

durdu zaman durdu dünya girdi içeri kapıdan
öylece bakakaldım gözümü ayırmadan
arabanın kapısını açtım açtım girsin içeri
kalktı hilal kaşları sordu kim bu serseri

çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum
gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır dogruldum
ustam geldi sırtıma vurdu unut dedi romanları
işçisin sen işçi kal giy dedi tulumları

sözleri bir kere daha okuyun, usta nerede geçiyor? 3 yerde; birinde takımları istiyor ki normal her ustanın huyu bu, ikincisinde eleman ustasından bir istekte bulunuyor ama ustanın cevabını duyamıyoruz, elemanın hareketlerinden "he" dediği sonucuna varıyoruz. üçüncü kere nerede beliriyor usta? gelip elemanın sırtına vuruyor unut diyor romanları, işçisin sen işçi kal diye de ekliyor...

peki sevgili usta, çocuk senden tulum giymemek için izin isterken, saçlarını tararken, süslenip püslenirken aklın neredeydi? neden o zaman bu çocuğa, bu cahile "olm o kız bakmaz sana, işçisin sen işçi kal" demedin? neden engel olmadın bu çocuğa da son karede kadraja girip parsayı topluyorsun?

ben biliyorum, olur da şansı yaver gidip bu kızla işi pişirirse beni de görür elbet beklentisine girdin sen ustam. bile bile ses çıkarmadın, bakalım bir şansını denesin hele diye sinsi sinsi bekledin. baktın iş fiyaskoyla sonuçlandı hemen hulusi kentmen gibi çıktın ortaya. yemezler ustam, bir kumar oynadın ve kaybettin sen. benim gözümde elemanı reddeden o zengin orospudan bile daha aşağıdasın artık, kusura bakma.

işçi kalmış, ama tulum giyme derken iyi...

2 yorum:

  1. usta engelleseydi çırak sürekli düşmanı olacaktı.O yüzden şamarı yesin diye bıraktı art niyet yok bence he çocuk tuttursa sıyrılsa usta yine işine bakar yeni çırakla

    YanıtlaSil
  2. yok yok ustada bariz ir sinsilik var. sen çok iyi niyetli yaklaşmışsın olaya bence.

    YanıtlaSil