4 Oca 2011

saçlarının dökülmeye başladığını fark eden erkek


aynaya iyice yaklaşarak, saçlarını hafifçe eliyle geriye doğru çekip "vallaha açılmış alnım lan!" diye gerilime sürüklenen erkektir. 30'lu yaşlarını geçmiştir.

bir haftadır ağlıyorum. aileden gelen ırsi saç dökülmesinin önüne geçtiğimi, zinciri kırdığımı düşünüyordum oysa. beni babama benzemeyecektim. lise yıllarından beri "oo senin saçın acayip yav, hiç babana, abine benzemiyor" diyen berberdeki gurur dolu "yok ya, öyle mi?" nidalarım kulaklarımda çınlıyor. daha kaç yıl önceydi ki belime kadar uzanan gür ve blendaks dolgunu saçlarımı savurmam? caravan bara gidip grup kronik ile coşmam, headbag yapmam?

şimdi bu ben miyim? bu saçlar, bu alın benim mi? daha yaç kaç ki? elimi alnımda şöyle bir geriye doğru kaydırıyorumda hiç iç açıcı değil manzara. bir haftadır ağlıyorum. elimi tarak gibi yapıp saçıma sokarak her çekişimde birkaç tel saç mutlaka geliyor. günde 50 tel saç dökülmesi normaldir diyen bilim insanlarını dinliyor, okuyorum. normal diyorum bu, normal. ama peki ya bu gödüklerimde mi normal? azalan saç benim değil mi? ya küvetin akarındaki saç birikintisi? eşimin olmayacak kadar kısalar.

bioxin, folten ne varsa koşturuyorum. saç ekimi nedir, nasıl yapılırın peşindeyim. yaş 33 buhrana giriyorum. biliyorum ki bu geçici bir süreç. zamanla buna da alışacağım. hem zaten yollarda bir sürü erkek gezmiyor mu dökülmüş saçlarıyla? allahım bir dönüm noktasını daha aşıyorum. saçlarım dökülüyor ve ben seyrediyorum. "saçların gürmüş yaaauv!" diyen berber nazar ettin biliyorum. hay senin şom ağzını....neyse ben varya bi şey demiyorum.

kel oluyorum...

kel adamın güncesi, sayfa 34-35

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder