1 Eyl 2010

lüks mekanda oranın müdavimi gibi davranmak

ilk kez gidilen lüks bir mekanda, sanki oraya hergün geliyormuş ya da bilemedin haftada en az iki gün orda oluyormuş gibi davranmaktır. lüks mekandan kastımız gelen hesabın asgari ücret kıvamında olduğu yerlerdir. bu mekanların zengin insanların bildiği özel uygulamaları vardır ki ben şahsen bunları sadece filmlerden takip edebiliyorum.

mesela şarabı içmeden önce garsonun tattırması, şarabı sadece garsonun doldurması, çatal, kaşık ve bıçak dışında her yemek için ayrı ve acayip bir aletin de masaya gelmesi gibi. yılda bir kere, özel bir gün için gittiğiniz lüks mekanda bu tür şeyleri sanki her gün yapıyormuşunuz gidi bir eda takınmak zorunda hissedersiniz kendinizi. "ben kendim gibi olurum, kıvırtmam karı gibi!" yaklaşımında olabilirsiniz ama adamı büküyor öyle yerler kendi gibi yapıyor, kendine uygun davranmaya zorluyor. düşünün öyle bir yere gittiniz ki garson smokin giyiyor! adama ister istemez "oğlum su getir!" diyemiyorsunuz.

şarabı bardağa iki parmak koyuyor ve bekliyor..ilk gidişimde "ne vardı?" demiştim adama meğer tatmamı bekliyormuş. tattım "çok güzel doldurun" dedim ama adam bardağa köpek öldüren koysa anlayabilecek durumum yok! baktım karşıdaki adam şaraptan bir yudum aldı, ağzında tuttu. yuttuktan sonra serinletip getirin dedi. şimdi artık ne zaman lüks bir yere gitsem tavrım bu! "serinletip getirin!" bir gün bir garsonun "beyfendi bu 89 charlotte d'agnau serinletilmez ki?? demesinden korkuyorum. o kadar bilmiyorum ki hiçbir şeyi.

bir de masanın üzerinde duran acayip alet edevatlar var. millet şakır şakır oya işler gibi kullanırken ben hala eti çatalın götüyle kesmeye çalışıyorum. hele bir keresinde bir bok yiyip ıstakoz söyledim ki evlere şenlik. paket yapın evde köpeğime vereceğim dedim. evde ceviz kıracağıyla ıstakoz yedim. balık yemek için gelen acayiplikleri görünce balık yiyemez oldum. olm kılçık ayırma bıçağı var lan? ben elimle ağzımdan alıp tabağın kenarına iliştirmesini biliyorum ama bu bıçak? ne gördüm ne kullandım.

demem o ki lüks restoranlar insanı kendine uymaya zorlar. alışık olmayan insanlara aşağılar bir bakışı vardır bu mekanların. oranın müdavimi gibi davranmaya çalışmak sadece beyhude bir gayrettir. çünkü alışmadık götte don durmaz. sen öğlen kıymalı pide ye akşam papermoon'a git, olmaz, sinirden ağlarsınız demedi demeyin.

adam eşimin* omuzlarına alması için battaniye getirdi bizimki peçete gibi bacaklarına serdi. sanırsın yer sofrasına oturduk. bir de kendisi öğretmen ha!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder