27 Ağu 2010

Annelik duygusu

abartılmaktadır. yanlış anlamayın burada anneliği sorgulayacak kadar kendimi kaybetmiş değilim ancak annelik duygusu, anne sevgisi, evlat aşkı biraz abartılıyor. anneler üzerinde bariz bir toplum baskısı kuruluyor, bunun sonuçları da hiç hayırlı olmuyor bence.

annenin çocuğuna aşık olması, ona tapması, onun bokunu yemesi yönünde yadsınamaz bir baskı var. bakın arçelik’in son reklamına; anne hırkayı kokluyor ve o hırkanın üçüz kızlarından hangisine ait olduğunu buluyor. sonra da üçüzlerin teyzesi diyor ki “işte annelik böyle bir şey.” hayır efendim annelik öyle bir şey değil. benim eşim de anne ama değil hırkasını çocuğun kendisini koklatsan aha bu benimki diyemez. ancak kakasını yapamıyor diye avuçlarını açıp avucuna sıçırtacak kadar çok seviyor çocuğunu. ne demek annelik böyle bir şey, sen anneliği çok yanlış öğreniyorsun.

televizyonlarda gördüğünüz hiçbir annelik tanımına itibar etmeyin, yalan yanlış bilgilerle kafanızı bulandırıyorlar. sonra vay efendim niye kadınlarda postpartum depresyon var! çünkü anneler sizin bize empoze ettiğiniz gibi yaşayamıyor sevgilerini. çocuğunu görür görmez ona aşık olamıyor belki, belki onu osuruk kokusundan ayırt edemiyor, belki onun kanayan yerini ıslak ıslak öpemiyor. bunu yapamıyor diye kötü anne olduğunu siz söylüyorsunuz ona. anneliği öyle bir hale sokuyorsunuz ki ben iddia ediyorum ki her 100000 kadından ancak 1 tanesi sizin annelik tanımınıza uyum gösterebilir, o da yarım yamalak.

fırın, çamaşır makinesi, buzdolabı satacağız, süt satacağız, deterjan satacağız diye sömürmeyi bırakın artık şu annelik duygusunu. bırakın isteyen çocuğunu kokusundan tanısın isteyen başka bir şeyinden. annelere don biçmekten vazgeçin. benim annem beni hiç kokumdan, bokumdan püsürümden tanımadı ama koşarak bana doğru gelen köpeğin önüne bir geçişi vardı ki sizin bunu reklamlarınızla anlatmanız mümkün değil.

onu diyorum ben işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder