2 May 2009

CEM GARİBOĞLU'NA AÇIK MEKTUP


Her katil cinayet işlediği yere geri dönermiş...

Bilmiyorum ne derece doğru, cinayet işleyen kişilerin psikolojisi üzerine ahkam kesmem klasik bir “closer”, “csı:ny” bilemedin “without a trace” izleyicisi kadar olacaktır, ama insan olarak tahmin edebiliyorum ki bir katilin vicdanı cinayet işlediği yerden asla ayrılmaz. Münevver Karabulut’un cesedinin, parçalanmış cesedinin bir çöp konteynerinde bulunmasının üzerinden 60 küsur gün geçti, dile kolay iki ay. Suçu ispat edilene kadar herkes masumdur ama sen vicdanlarda mahkûmsun Cem, çünkü kaçtın. Çünkü gencecik bir kızın bedenini hoyratça parçaladın, ruhunu, gülüşünü, muhabbetini bu dünyadan aldın götürdün. Götürdün diyebiliyorum çünkü suçsuz olduğunu düşünen birinin ortadan kaybolmasına başka türlü bir yorum getiremiyorum.

Daha bugün bir yazı okudum gazetede, çocuklara ölümü anlatmak üzerine. Çocuğunuza asla ölüm konusunda yalan söylemeyin türü nasihatler verdikten sonra şöyle demiş bir psikolog “çocuğunuzun ölen evcil hayvanını, mesela kuşunu asla çöpe atmayın, bu onda tamiri zor kişilik bozulmalarına yol açabilir.” Oysaki sen Süreyya ve Nagihan Karabulut’un biricik evlatlarını çöpe attın Cem, belki onlar çocuk değil, kişilik bozulmaları olmayacak ama ya içlerinde açılan kocaman delik? O delik nasıl kapanacak Cem? Bunları düşünmediğini biliyorum, büyük ihtimalle sen şimdi korunaklı olduğunu düşündüğün bir yerde kendinle hesaplaşma derdindesin. Senin bu hesaplaşmayı yapmayacak kadar insani duygularından arınmış olduğunu düşünemiyorum. Senin için alkol problemi vardı, cinayet filmleri izlerdi deniyor, olabilir bunlar yaşadığın gerçeklikten bir kaçış olabilir senin için, ama ya vicdanın? Onu da köreltebiliyor mu yediklerin içtiklerin? Gece yatağına uzandığında uyuyabiliyor musun aklına Münevver'i getirmeden. Hiç ağlama krizlerine girmiyor musun?

Ne kadar süreceğini sanıyorsun Cem? Ne kadar süre kaçıp saklanacağını, ailenden, arkadaşlarından, toprağından uzakta yaşayacağını sanıyorsun? Acaba gün gelip de unutacağını mı düşünüyorsun bu faciayı? Diyelim ki 60 yaşında yakalandın ve ömrünün sonuna kadar hapse atıldın, sanıyor musun ki "olsun en azından yıllarca kaçtım hayatımı yaşadım" diyebileceksin. Senin durumun Münevver'den de kötü Cem, Münevver katledildi, göçtü gitti, ama sen? Sen o vicdanla yaşamak zorundasın. Geceleri kâbuslar görecek, yıllar geçse de Münevver’in yüzünü unutmayacaksın, o gece eline bulaşmış olan seni seven, bir ihtimal senin de sevmiş olduğun insanın kanının kokusu burnundan hiç gitmeyecek. Ellerini her dakika yıkasan da bir kırmızılık kalacak elinde.

Ben bir babayım Cem, daha çok taze bir babayım ama babayım. Değil evladımın öldürülmesi, hastalanması bile geceleri uyumamam için yeterli bir sebep. O yüzden anlıyorum Münevver’in ailesini, TV’de, gazetede kızlarının resmini her gördüklerinde, senin adını her işittiklerinde, ne zaman bir gitar kutusu, çöp konteyneri lafı geçtiğinde içlerinden geçeni anlıyorum. Senin de anlamanı isterdim, Münevver'in annesi Nagihan hanımın "Cem oğlum gelsin anlatsın niye böyle olduğunu" deyişindeki samimiyeti, sana hala “oğlum” diyebilmesindeki duyguyu anlamanı isterdim. Tahminimce okumuyorsun Türk medyasını, izlemiyorsun haber bültenlerini, bu bir savunma mekanizmasıdır okuma, izleme bir şey diyemem. Zaten bu medya günün birinde bırakacak bu olayın peşini merak etme, Cem adı, Münevver adı çoğumuza hiçbir anlam ifade etmeyecek, silinip gidecek bizim hafızalarımızdan. Gönül ister ki unutmayalım ama unutacağız biliyorum. Ancak sen kendini susturamayacaksın Cem, vicdanın susmayacak. Sen onu dinlememeye çalışacaksın ama o kendini duyuracak. Kemirecek seni, tüketecek, ilahi adalet dedikleri bu işte. Sen hapishanede dört duvar arasında çekmediğin cezanı, kendi içine ördüğün duvarlar arasında çekeceksin.

Nereden mi biliyorum bunları? Ben senin içinde de insaniyet adına bir şeylerin kalmış olduğuna inanmak istiyorum ve eğer bu inanmak istediğim şey doğruysa Cem, sen yukarıda saydıklarımın hepsini çekeceksin. Günün birinde yakalanırsan ki er geç yakalanacaksın, “Vicdanımı bir gün olsun susturamadım!” diyeceksin. İşte ben o gün bu yazımı senin yattığın hapishaneye yollayacağım, üstüne bugünün tarihini koyarak.

2 yorum:

  1. eline sağlık diaze abi... (syntaxerror)

    YanıtlaSil
  2. Gercekten de eline yüreğine emeğine sağlık diaze ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi ..face de munevver için kurulan grubumuzda okudum yazını okurken inan bir kez daha tüylerim diken diken oldu..

    YanıtlaSil